Evden çıkarken, her defasında şaşıyorum
duvara yapışıp kalan sinek ölüsüne:
Ellerim benim, yapacak işlerim var
Yaşama varabilmek için
tutsaklıktan hızlı koşmalıyım, yorgunum
Uzak bir dönemeçte düşürdüm
ışıltılı çakıl taşını.
Soluk alıp veriyorum. Bekliyorum,
görüş penceresinden sağ kolumu bırakıp
o taş gibi aniden kaybolmayı
Dostu gömdüm, yüzünü seyrettim annemin,
sığındım yaşını alan kuşuma. O, kendini parçalıyor,
öfkeleniyor uğraşıma: Kirpiksiz, saçsız,
ölümü yıkıyorum. Sonra, çok kez,
boyun eğiyorum, sürekli ilgi bekleyen sürü liderine;
Beni bırakıp giderse,
yıkamayı bitiremediğim
ölümle bir göz evde
