Evden çıkarken, her defasında şaşıyorum
duvara yapışıp kalan sinek ölüsüne:

Ellerim benim, yapacak işlerim var
Yaşama varabilmek için

tutsaklıktan hızlı koşmalıyım, yorgunum
Uzak bir dönemeçte düşürdüm

ışıltılı çakıl taşını.
Soluk alıp veriyorum. Bekliyorum,

görüş penceresinden sağ kolumu bırakıp
o taş gibi aniden kaybolmayı

Dostu gömdüm, yüzünü seyrettim annemin,
sığındım yaşını alan kuşuma. O, kendini parçalıyor,

öfkeleniyor uğraşıma: Kirpiksiz, saçsız,
ölümü yıkıyorum. Sonra, çok kez,

boyun eğiyorum, sürekli ilgi bekleyen sürü liderine;
Beni bırakıp giderse,

yıkamayı bitiremediğim
ölümle bir göz evde

Next

[YAZI] Sesi Kesik, Sesi Yüksek: Enis Akın Şiirinde Kekemelik ve Paradoks