ahmet keskinkılıç

Bir yolu gitmiş olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor Atça’da
Evlenelim meşru kılınsın sevgimiz acımaz
Komutanın dediği olur annemizin dediği
Belki daha az ağlarız daha az yürürsek
Bizi yaşadığımıza ikna etmeye çalışıyor kredi borçları ve kasaptan alınmış sucuklar
Coğrafi bölgeler içinde bir ellerine baktım
Kımıldamadık bir şey kalmadı
Tuttum simit aldım 2 tane ikisini de kendim yedim
Müzik dinledim yol hiç bitmeyecekmiş gibi
Mesut süre’yle ilişki testi izledim
Saçmasapan hocamlarda ve manifestolarda
Bizi akrabalarımızdan ayıran bir çizgi var bir parmaklık bir demir perde
Yıkılması mümkün şeylerle imrenerek saatime baktım
Kült gibi anladım
Neyden ibaret olduğumu ve turunç ağaçlarını
Opet’leri durakları ve el fatihaları
Şey için davranıp gök olmayı dudak kıvrımlarında
Unutulan bir şeydi pencereden son dakikada attığımız
Tadı vardı yemin edebilirim
Hint bülbülünün bile tadı vardı, göz kaleminin
İnanmak için bütün şartlar tamdı
İnandım.

Burası bir istasyon sancısıdır
Orada bir adam zeytin ağaçlarına saldırır
Söylenen her şeyin bir baloncuk olduğu
Oturacak yer bulunca sevinilen bir yer burası
İhtiyarları ve diğer ihtiyarlarıyla bütün bir devlet demiryolları, görebiliyorum
İstenen her şeyin çabucak olduğu
Hiç adanalı gibi durmuyorsunuzu
Biriktirirler bana ve ben onları sağarım
Ölmedim
Aydın-Denizli otobanında dimdik bir insan gibi kaldım.
Herkesin bir hayatı varmış
Herkesin bir hayvanı
Her hayvanın bir itiraz etme hakkı Atça’da
Saatin hep 19.25 olması varmış
Küt diye anladım
Neden gitmek istemediğimi
o kasabaları, köy enstitülerinin kapanma nedenlerini, nesquik’i
Çıt diye kırılan bitleri ve fay hatlarını
Baktığım pencerenin pusunda canım yandı.

Teşekkür ederim. 19.26.

Next

kuyruk acısı | berf çakmakcı