1.
ziyanı yokken bile ziyandır ellerim
dedem öldüğünde ben onu genç bilirdim
cenazesinde ağlayanların gözleri, iki büyük oyuk
baştaki mezar taşı benim değil, onun
riff cohen dinlerken dedemi hiç düşünmedim
ellerim,
ziyanı yokken bile ziyandır ellerim

2.
otoyolun kenarında yırtık bir mendil bulmuşlar
ve doğduğum gün sancılıymış şehir
dokunmaya kalktığımız ışıkların gölgesinde
birbirine sarılarak uyurmuş kediler
morgdaki bir ceset, anneme çok benzermiş
doğduğum gün çok kere ölmüş insanlar
doğduğum günü çok kere karıştırır babam
ben kuyudan hiç su çekmedim
küçükken kuyuya atmışlar babamı
adı yine de yusuf değil

3.
otoyolda buldukları yırtık mendile
bilmediğim bir kadının adı işlenmiş
doğduğum gün, bilmediğim kadınlar emzirmiş beni
bilmediğim insanlar bilindik gülümsermiş fotoğraflarda
ellerim nereye uzansa sarhoş, ellerim çapkın on kadın
hélas, hélas, hélas
ziyanı yokken bile ziyandır ellerim

4.
yüzümdeki sivilcelerin hepsi
o kabustan sonra başladı
annem tahta kaşığa bastırdı dudağımdaki uçukları
yalan söylemişim küçükken, burnum ondan büyükmüş
teyzem benden küçüktür, emekler
tekmelemişim onu bir gün, topallarım bazen

5.
ellerim bir lanetin dışavurumu
yükselenime göre bakışlarım çekici
doğduğum saati kimse karıştırmaz
ben adımı hep karıştırırım
dedem bir gün dövmüştü beni, annem ağladı gıyabımda
resmi asılı sakallı bir adamın suratı ceza infaz kurumlarında
dedem o adama benzemez, köseymiş ve öfkeli
gözleri masmavi, yükselenleri aynı değil

6.
on kardeşiz biz, onumuz da araba kullanamaz
ben yelken kullandım bir gün, haliç kötü kokuyordu
yelkene takıldı dilim, çene çorbası içmedim
haminnem dedemi sevmezdi, ben dedemi severdim
mitomani değilim sadece
şehrin duraklarını ismim diye söylerim

a. gülfem özer

Next

[şiir] utku’can yazıcı | port’re

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum gönder