gerçeküstülerden, şathiyelerden,
biraz ev mutfağından

dengesiz merdivenler ustası başını yoğurttan çıkarıyor
belki de diyor bazı isimler yanlış konuyor
mayalanırken kararlamış bunu
artık kendine ne diyeceğini bilmiyor
merdiveni şüpheden bir dengesiz usta
kendine yeni bir yer arıyor

şiirden başka her yerde ekşirim ben kokarım
bir varlık verin hemen çürümeye başlarım diyor
durduk yere şimdi yepyeni
durduk yere şimdi sipsivri bir acemi
şüpheden bir merdiveni var
nasıl çıkılır öğrenmesi gerekiyor

biz hiçbir şey hakkında emin bir şey
söyleyemiyoruz değil mi diye soruyor
evren genişliyormuş
dil de genişliyor konuştukça ben ikileşiyor,
üçleşiyor
ama burada mutfakta yoğurtta
insem merdivenim dengesiz
çıksam aşağı düşüyor

bilmem hangi karamı beyazlıyorum bu çanakta
anlayamıyorum bazı şeyleri
içtiğim bir bardak su
maçindeki fırtınaya bağlanıyor
her şeylerle konuşur dilleri var ruhun
parlak lekelerinden bulutlar kusuyor

insanın başına gelir hayat bu
ama isyan etmeden de olmuyor
benim merdivenim niye dengesiz!
hadi diyorum nalburdan terazi aldım bağladım
fen öğrendim fizik öğrendim bacağına
aksaklığına yeni bir denge buldum
sağa doğru biraz merdivenim soldayken sola doğru biraz sağda
işte tam burada karışınca aklım düştüm yoğurt çanağına
daha doğrusu yoğurt çalınmış bir süt buhranına
kıvamlanırken çözülürken hayatta
gıcır gıcır perşembeler yıkadım astım
sütten mandaya mandadan ovaya ovadan dünyaya vardım
merdivenim dengesiz, fikrim karışık ben hâlâ yoğurt çanağında

çıksam da yoğurt çanağında
dilden bir tuğla olsa beslesem dengesizliğini
tamamlasam eksiğini merdivenimin ta buradan varsa da aya
ben hep ben hâlâ ben artık yıkanamam bir daha bu yoğurttan
çökse kıvamı suyu denizle karışsa da

neyse hadi üzülmeyin
ben size hiçlik söylemeyeyim ben
size buruştu ruhum diyim
hiçlik de dört başı mamur bir varlık değil mi aslında
hani öğle güneşi yanığıyla sırtında kurur ya gerçeğin acısı
anlamazsın rüzgârda
hani çatlak çatlak alır yangınını verir ferahını hafifçe gerilir ya..
nasıl olsundu ki zaten başka çözülüyordum yabancı bir mayalanışta
tuttum ruhumu böyle biraz süsledim
mecbur sevdim buruşuğuyla
hani balıkçı savurur ya ağını kısmet
savurdum ruhumu başımın üstünde giyindim etrafıma

tabii tabii haklısınız ben hâlâ yoğurt çanağında
yorgun kelimeler sözlüğünden geliyorum
ve evet merdivenim dengesiz
aslında hâlâ varamadım ulaştığıma

Next

[şiir] koray karaduman | nalan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum gönder