Uyan, çocuk.
Uyandığında sen, bu çağ son demlerini uyuyacak
Uyan ki bu pederşâhî devrin paslı çarkları ölçsün kendini
Uyan ki, uyanırken sen,
kemiklerinden bükülsün
küflü iskeleti Beni İsrail’in
eğilsin çağrısına
ve duyulsun kehanetlerine
lanet yağdırılan bütün ibadetlerin.
Çünkü bütün babalar bilir ki
uzanamaz beşikten beri erişmeye meyleden kolların
uzanamaz ne doğuya
ne batıya.
Tükür, çocuk, tükür ki alınlarımıza;
bize kaçabilmek nasip olmasın
hesap günü gelip çattığında.
Uyan, çocuk.
Uyan ki muhtaç olalım
ılık sûrelere,
ipekten dualara.
Moskof ıslığıyla çağrılır taş duvar
tüm nebatat duyar
zemheriymiş—dinlemez,
el ayak çekilmiştir.
sûretlerin doğrulsa da yetmiş defa,
bir yetmiş defa daha
sen sonsuz ölüyorsun
uyanıkken hem uykunda
ıraklar tenhalaştığında
soysuzlar arsızlaştığında
ev gelinir,
ev işlenir,
ev edilir
bütün çirkefliklerine inat
metruk bahçelerden büyütüldüklerindendir, bilmezsin
çünkü ölümün bağrındaki
hiçbir bahçe de seni bilemez.
toprak bilir, annem bilir, Azrail unutur—o kadar.
Sen yine uyan, çocuk.
uyan ki nasır tutmuş vicdanı
bu kimliksiz çizgilerin kör sahiplerinin
seni bilebilmek için cehennemin kurulacağı günü
beklemesin.
Uyan ki Moloch kölelerinin kabbalistik nefsi
ancak cehennem ekmekleriyle doyabilsin.
